beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort
Bugun...



SAVCI TUĞYAN’A AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTEDİ

Tuğyan Ülkem Gülter suçlamaları reddetti, Sultan Nur Ulu pencereden attı dedi.

facebook-paylas
Tarih: 02-10-2026 20:37

SAVCI TUĞYAN’A AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTEDİ

Güllü’nün ölümüne ilişkin davanın ilk duruşmasında Tuğyan Ülkem Gülter suçlamaları reddetti, Sultan Nur Ulu’nun beyanları tartışıldı. Müşteki Tuğberk Yağız Hamza Gülter “olaya karışan herkesten şikayetçiyim” derken, eski menajer Çiğdem Emir Deniz olay gecesini anlattı. Savcılık ise Tuğyan’ın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.

 

Yalova’da kamuoyunda “Güllü” adıyla tanınan sanatçı Gül Tut’un 26 Eylül 2025’te Çınarcık’taki evinin 6’ncı katından düşerek hayatını kaybetmesine ilişkin davanın ilk duruşması Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yaklaşık bir yıldır soruşturma ve dava süreciyle Türkiye’nin gündeminde olan dosyada, tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter ilk kez hakim karşısına çıktı. Gülter hakkında “tasarlayarak üstsoya karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken, olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu hakkında “yalan tanıklık” suçundan 4 yıla kadar hapis talep ediliyor.

Duruşmanın en önemli başlıklarını Tuğyan’ın savunması, Sultan Nur Ulu’nun görgü tanığı olarak verdiği anlatımlar, müşteki Tuğberk Yağız Hamza Gülter’in beyanları ve Güllü’nün eski menajeri ve asistanı Çiğdem Emir Deniz’in tanıklığı oluşturdu.

 

TUĞYAN “ARKAM DÖNÜKKEN ANNEM DÜŞTÜ”

Mahkeme heyeti önünde savunma yapan Tuğyan Ülkem Gülter, annesini öldürdüğü suçlamasını kabul etmedi. Olay gecesinde annesinin arkasında bulunduğunu, daha sonra arkasını döndüğü sırada Gül Tut’un düştüğünü savunan Gülter, annesinin düşüşünü görmediğini söyledi.

Gülter’in savunmasının merkezinde, olayın bir cinayet değil düşme olabileceği yönündeki anlatım yer aldı. Sanık, “Ben arkam dönükken annem düştü. Bir şey temas ettiğini görmedim. Eğer onu görseydim tutmaya çalışırdım” diyerek suçlamayı reddetti.

Tuğyan ayrıca annesiyle arasında zaman zaman tartışmalar yaşandığını ancak aralarında öldürmeyi gerektirecek sürekli ve büyük bir problem bulunmadığını savundu. Annesiyle yaşadığı sorunların anne-kız ilişkilerinde yaşanabilecek tartışmalar olduğunu belirtti.

Savunmasında evdeki güvenlik kameralarına da değinen Gülter, bazı kameraların neden kapalı olduğu yönündeki soruları yanıtladı. Mutfağa ait kameranın fişinin çaycı nedeniyle, salondaki kameranın fişinin ise telefon şarjı nedeniyle çekildiğini söyledi. Annesinin teknolojiye ve kameralara meraklı olduğunu, kameraların bu nedenle bulunduğunu ifade etti.

Gülter’in annesiyle ilişkisine ilişkin anlattıkları arasında, Gül Tut’un zaman zaman alkollüyken dengesini kaybederek düştüğü iddiası da yer aldı. Tuğyan, daha önce annesini alkollü olduğu bir düşme sonrasında hastaneye götürdüğünü söyledi.

 

“ANNEM BİRAZDAN KENDİNİ ATIYOR” MESAJINI DA AÇIKLADI

Duruşmada Tuğyan’a Kervan Eminoğlu’na gönderdiği “Annem birazdan kendini atıyor” şeklindeki mesaj da soruldu. Gülter, bu mesajı ciddi bir tehdit veya planın ifadesi olarak değil, kendi anlatımına göre şaka amacıyla gönderdiğini söyledi. Mesajın dövmesiyle ilgili yaptığı bir konuşmanın devamında yazıldığını savundu.

Duruşma boyunca Tuğyan’ın eski ilişkileri, annesiyle yaşadığı tartışmalar, sosyal medya paylaşımları, telefon kayıtları, kamera sistemi ve olay sonrası gerçekleştirdiği hareketler de avukatların soruları arasında yer aldı. Tuğyan, özellikle kendisi aleyhine olan bazı mesajların olaydan bağımsız şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

 

TUĞYAN, GÜL TUT’U BACAKLARINDAN TUTARAK ATTI

Davanın en dikkat çeken bölümlerinden biri olay gecesi evde bulunan Sultan Nur Ulu’nun anlatımları oldu. Ulu, mahkeme heyetine olay gecesi odada eğlendiklerini, daha sonra Tuğyan’ın odaya geldiğini ve Gül Tut’un da bulunduğu bölüme geçildiğini anlattı.

Ulu’nun mahkemedeki anlatımına göre Tuğyan, Gül Tut’u bacaklarından tutarak pencereye doğru götürdü ve yüzü cama dönük şekilde dışarı attı. Ulu, bu sırada aynaya baktığı için olayı gördüğünü ileri sürdü. Bu anlatım, Tuğyan’ın “arkam dönüktü, düşüşünü görmedim” şeklindeki savunmasıyla doğrudan çelişti. Ulu ayrıca Tuğyan’ın olay sonrasında telefona yöneldiğini ve ardından birlikte aşağı indiklerini söyledi.

Tanığın anlatımında olay sonrasında yaşananlar da geniş yer tuttu. Ulu, Tuğyan’ın kendisine zarar vermesinden korktuğunu belirterek cenaze günü kendisine “Ben yanarsam seni de yakarım” dediğini ileri sürdü. Ancak Sultan Nur Ulu’nun beyanları yalnızca olay anıyla sınırlı kalmadı.

 

“ARALARINDA TARTIŞIYORLARDI AMA SONRA BARIŞIYORLARDI”

Duruşma sırasında Ulu’ya Gül Tut ile Tuğyan arasındaki ilişki de ayrıntılı şekilde soruldu. Ulu, anne-kız arasında zaman zaman tartışmalar yaşandığını ancak bu tartışmaların sürekli bir düşmanlık şeklinde olmadığını, tarafların daha sonra yeniden konuştuğunu anlattı.

Gül Tut’un zaman zaman Tuğyan’a sert sözler söylediği, aile içinde para, yaşam biçimi ve başka konular üzerinden tartışmalar yaşandığı da sorgulama sırasında gündeme geldi. Ulu’nun anlatımlarında Gül Tut’un alkol kullanımı da önemli bir başlık oldu. Tanık, Gül Tut’un alkollü olduğu zaman davranışlarının değişebildiğini, zaman zaman bağırıp çağırabildiğini ve daha sonra normalleştiğini anlattı.

Gül Tut’un olaydan önce pencereye gidip dışarı baktığı da duruşmada tartışıldı. Ulu, Gül Tut’un zaman zaman pencere önüne giderek dışarı baktığını söyledi. Bu konu, savunma tarafından Gül Tut’un olay sırasında kendi hareketiyle dengesini kaybetmiş olabileceği ihtimaliyle birlikte gündeme getirildi.

 

İNTİHAR İDDİASI DA GÜNDEME GELDİ

Sultan Nur Ulu’nun beyanları sırasında Gül Tut’un daha önce intihar düşüncesinden söz ettiği yönündeki anlatım da gündeme geldi. Ulu, Gül Tut’un yaşadığı bazı sorunlar nedeniyle böyle bir düşünceden bahsettiğini ve kendisinin onu bu düşünceden vazgeçirmeye çalıştığını söyledi.

Gül Tut’un maddi sorunları, alkol kullanımı ve kumar oynadığı yönündeki iddialar da bu bölümde tartışıldı. Ancak bu konulardaki bazı anlatımların önceki ifadelerle farklılık göstermesi üzerine Ulu’ya tekrar tekrar sorular yöneltildi.

 

TELEFONLAR, SİLİNEN KAYITLAR VE SES KAYITLARI TARTIŞILDI

Duruşmanın uzun bölümlerinden birini telefon ve dijital kayıtlar oluşturdu. Taraf avukatları, olaydan sonra bazı telefonların kim tarafından kullanıldığı, kayıtların silinip silinmediği, telefonların sıfırlanmasının konuşulup konuşulmadığı ve dijital materyaller üzerinde yapılan incelemeleri gündeme getirdi.

Sultan Nur Ulu’nun olay sonrasındaki telefon trafiği de sorgulandı. Bazı telefon görüşmeleri ve ses kayıtlarının kim tarafından kaydedildiği, kayıtların ne amaçla yapıldığı ve bunların delil olarak nasıl değerlendirileceği konusunda savunma tarafından itirazlar yöneltildi. Savunma tarafı, özellikle ses kayıtlarının tek başına “tasarlama” unsurunu ortaya koyamayacağını ve kayıtların elde edilme biçiminin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Savunmanın önemli itirazlarından biri de Sultan Nur Ulu’nun anlatımlarındaki değişiklikler oldu. Avukatlar, tanığın farklı zamanlarda verdiği ifadeler arasında çelişkiler bulunduğunu ileri sürerek tek bir tanık anlatımının mahkumiyet için yeterli olmayacağını savundu.

 

DÜŞME ŞEKLİ ÜZERİNDEN DE TARTIŞMA ÇIKTI

Savunma avukatları, olayın fiziksel gerçekleşme biçimine ilişkin de ayrıntılı sorular yöneltti. Gül Tut’un pencereden hangi pozisyonda düştüğü, vücudundaki yaralanmaların nasıl oluşabileceği, geriye doğru veya farklı bir pozisyonda düşmenin mümkün olup olmadığı tartışıldı. Savunma tarafı, adli ve fiziksel bulguların tek başına Sultan’ın anlattığı şekli kesin biçimde doğrulamadığını ileri sürdü.

Avukatlar, Gül Tut’un daha önce alkollüyken düşmüş olmasına ve olay gecesindeki alkol düzeyine de dikkat çekerek, düşmenin farklı ihtimaller üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bu tartışmalar sırasında Sultan Nur Ulu’nun “pencereden atıldı” yönündeki anlatımı ile savunmanın “dengesini kaybederek düşmüş olabilir” ihtimali karşı karşıya geldi.

 

MÜŞTEKİ TUĞBERK “OLAYA KARIŞAN HERKESTEN ŞİKAYETÇİYİM”

Duruşmada Gül Tut’un oğlu Tuğberk Yağız Hamza Gülter de müşteki olarak dinlendi. Tuğberk, annesinin ölüm haberini aldığı günü anlatarak olay sırasında Kartal’daki evinde olduğunu, Tuğyan’ın kendisini arayarak annesinin düştüğünü söylediğini aktardı. Hemen yola çıkarak hastaneye gittiğini belirten Tuğberk, burada bir polisin kendisine evdeki güvenlik kameralarına ulaşıp ulaşamadığını sorduğunu, telefonundaki uygulamayı açarak polise verdiğini söyledi.

Ardından ablasıyla karşılaştığını ve onun ağlayarak çığlık attığını anlatan Tuğberk, annesinin ölümüne ilişkin açık bir tutum ortaya koydu “Ben olaya karışan herkesten şikayetçiyim.”

 

Tuğberk, annesi için “Dünyanın en güzel annesiydi” ifadelerini kullanırken, annesinin alkol kullandığını, zaman zaman halüsinasyon gördüğünü ve daha önce birkaç kez düştüğünü de söyledi. Ancak Tuğberk’in duruşma öncesindeki açıklamaları, mahkeme salonundaki müşteki sıfatıyla yaptığı beyanlardan önce de kamuoyunun dikkatini çekmişti. Duruşmadan önce yaptığı açıklamada Tuğberk, mahkemeye kardeşi Tuğyan’ın kardeşi olarak değil, annesinin oğlu olarak gideceğini söylemiş ve “Tek isteğim gerçeğin ortaya çıkması. Gerçek neyse ortaya çıksın. Anneme biri zarar verdi mi, vermedi mi?” demişti. Tuğberk ayrıca Tuğyan ile arasındaki kardeşlik ilişkisinin sona erdiğini ifade etmişti.

Buna rağmen duruşma salonunda kardeşinin suçlu olduğuna ilişkin kesin bir hüküm kurmadı; annesinin ölümündeki gerçeğin ortaya çıkmasını istediğini vurguladı.

 

 

ESKİ MENAJER ÇİĞDEM EMİR DENİZ “SULTAN VE TUĞYAN BAĞIRARAK AŞAĞI İNİYORDU”

Duruşmanın dikkat çeken tanıklarından biri de Güllü’nün eski menajeri ve asistanı Çiğdem Emir Deniz oldu. Deniz, olay gecesi yaşananları mahkeme heyetine anlattı. Çığlık sesi duyduğunu ve hemen ardından kapısının çalındığını belirten Deniz, kapıya yöneldiğini söyledi. Sultan Nur Ulu ile Tuğyan’ın bağırarak aşağıya indiklerini gördüğünü, kendisinin de aşağı indiğinde olayın gerçekleşmiş olduğunu anlattı.

Deniz, aşağıda Gül Tut’u yerde gördüğünü, nefes alıp almadığını kontrol ettiğini ve o sırada Gül Tut’un gözlerinin açık olduğunu söyledi. “Göz göze geldik. Yaşadığını düşündüm.”

Deniz, o sırada telefonunun yanında olmadığını, Sultan’ın elinde telefon görünce telefonunu alarak sağlık ekiplerini aradığını anlattı. Menajerin anlatımında dikkat çeken bir başka bölüm ise olay sonrasında yapılan ses analizleriyle ilgili oldu.

Deniz, ses analizleri için Nişantaşı’na gideceği gün aracı Tuğyan’ın kullandığını, Sultan’ın da araçta bulunduğunu söyledi. Bu sırada kaçma planlarıyla ilgili olduğu öne sürülen ses kayıtlarının konuşulduğunu anlattı. Deniz’in aktarımına göre Sultan, Tuğyan’a “Ben senin arkanı toplamak zorunda mıyım?” şeklinde bir söz söyledi. Deniz bunun ne anlama geldiğini sorduğunda Sultan’ın “Abla gerekli gereksiz her şeyi anlatıyor” şeklinde yanıt verdiğini aktardı.

 

“GÜLLÜ’NÜN PENCEREDEN ATILDIĞINI İLK BAŞTA DÜŞÜNMEDİM”

Çiğdem Emir Deniz, olayın ilk anlarında yaşananlara ilişkin düşüncesinin daha farklı olduğunu da söyledi. Güllü’nün olay sırasında bir kelebek görmüş olabileceğini ve bunun üzerine pencereye yaklaşmış olabileceğini düşündüğünü belirten Deniz, olayın ilk aşamasında Gül Tut’un “hadi görüşürüz” diyerek şaka yaptığını düşündüğünü anlattı. Bu anlatım, davadaki bir başka önemli tartışmayı da ortaya koydu: Gül Tut’un pencereye kendi iradesiyle mi yöneldiği, yoksa Tuğyan tarafından mı pencereye götürüldüğü.

Savunma, Gül Tut’un daha önce pencereye yaklaştığı ve yüksekten korkmadığı yönündeki iddiaları gündeme getirirken, Sultan Nur Ulu ise Tuğyan’ın Gül Tut’u tuttuğunu ve pencereden attığını öne sürüyor.

 

MENAJER HAKKINDAKİ İDDİALAR DA DOSYADA TARTIŞMA KONUSU

Çiğdem Emir Deniz’in adı, soruşturmanın önceki dönemlerinde de çeşitli iddialarla gündeme gelmişti. Deniz daha önce yaptığı açıklamalarda Gül Tut ile arasında ticari bir anlaşmazlık yaşandığını kabul etmiş ancak aralarında öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunmadığını söylemişti. Güllü’nün ölümünden sonra kendisinin hedef gösterildiğini belirten Deniz, Gül Tut’un ölümüyle ilgili suçlamaları reddetmişti.

İlk duruşmada ise Deniz artık doğrudan tanık sıfatıyla dinlendi ve olay gecesi gördüklerini anlattı.

 

SAVUNMA AVUKATI “SULTAN’IN BEYANI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”

Duruşmanın son bölümünde savunma tarafı Sultan Nur Ulu’nun beyanlarının güvenilirliği üzerinde yoğunlaştı.

Avukatlar, Ulu’nun önceki ifadeleri ile duruşmadaki anlatımları arasında farklılıklar bulunduğunu ileri sürdü. Telefonlar, ses kayıtları, olay sonrasındaki hareketler, Gül Tut’un pencereye yönelmesi ve düşme biçimi üzerinden tanığın anlatımı sorgulandı. Savunma ayrıca Sultan’ın olayın gerçekleştiği sıradaki konumu ile anlattığı fiziksel hareketlerin birbirini ne ölçüde doğruladığının araştırılması gerektiğini belirtti.

Tuğyan’ın avukatı Merve Uçanok, Sultan’ın beyanının bilirkişi raporuyla çeliştiğini savundu. Savunma, Gül Tut’un alkollü olması nedeniyle dengesini kaybederek düşmüş olabileceğini ileri sürerken, Sultan’ın Tuğyan’ı korumaya yönelik beyanlarda bulunduğuna ilişkin bir ses kaydını da mahkemeye sundu.

Savunmanın bir başka temel itirazı ise “tasarlama” unsuruna ilişkin oldu. Avukatlar, Tuğyan’ın annesini öldürmeyi önceden planladığını gösteren açık ve kesin bir delilin bulunmadığını savunarak, ses kayıtları ve mesajların tek başına tasarlama sonucuna götürmeyeceğini ileri sürdü.

 

SAVCI AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTEDİ

Duruşmanın sonunda Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Tuğyan Ülkem Gülter’in üzerine atılı “üstsoya karşı tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.

Savcılığın talebi, davanın ilk duruşmasında dosyanın en önemli hukuki aşamalarından biri olarak kayıtlara geçti. Tuğyan ise son savunmasında suçlamaları bir kez daha reddetti.

Sultan Nur Ulu’nun baskı altında ifade verdiğini düşündüğünü söyleyen Tuğyan, yaklaşık 10 aydır cezaevinde bulunduğunu, kendisi hakkında mahkeme kararı kesinleşmeden kamuoyunda suçlu ilan edildiğini savundu. “Ben yapmadığım bir şey için suçlanıyorum” diyen Gülter, annesinin acısını yaşayamamanın ve kızından ayrı kalmanın kendisini en çok yaralayan konu olduğunu söyledi.

 

DOSYADAKİ EN BÜYÜK ÇELİŞKİ: DÜŞTÜ MÜ, ATILDI MI?

İlk duruşmada tarafların anlatımları arasındaki en belirgin ayrışma, Gül Tut’un pencereden nasıl düştüğü konusunda ortaya çıktı.

Tuğyan Ülkem Gülter, annesinin arkasını döndüğü sırada düştüğünü ve düşüşü görmediğini savunuyor.

Sultan Nur Ulu ise Tuğyan’ın Gül Tut’u bacaklarından tuttuğunu ve pencereden attığını gördüğünü söylüyor.

Çiğdem Emir Deniz ise olaydan hemen sonra aşağı indiğini, Gül Tut’u yerde gördüğünü ve hayatta olduğunu düşündüğünü anlatıyor.

Müşteki Tuğberk Yağız Hamza Gülter ise annesinin ölümüne ilişkin gerçeğin ortaya çıkmasını ve olaya karışan herkesin ortaya çıkarılmasını istiyor.

Mahkeme ise bu farklı anlatımların yanı sıra dijital kayıtları, ses kayıtlarını, kamera görüntülerini, adli raporları ve diğer delilleri birlikte değerlendirecek.

İlk duruşmada Tuğyan’ın tutukluluk halinin devamına karar verilirken, dosyanın 9 Ekim 2026 tarihindeki duruşmada ele alınmasına karar verildi. 

 




Bu haber 113 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YUKARI YUKARI