|
Tweet |
Türk Mutfağı Haftası kapsamında Yalova’da “Topraktan Tabağa Göçle Gelen Zenginlik” temalı interaktif söyleşi, Yalova’nın gastronomi potansiyelini ve yerel lezzetlerin markalaşma sürecini gündeme taşıdı. Gastronomi dünyasının önemli isimlerini buluşturan etkinlikte, gençler ve sektör temsilcileri Yalova mutfağının geleceğine ilişkin değerlendirmeleri dikkatle dinledi.
Programın moderatörlüğünü Yalova Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Gülsüm Yurtseven üstlenirken, Executive Chef Kadir Soygüzel, Executive Chef Halim Soygüzel ve Executive Chef Hakan Engin de Türk mutfağının dönüşümü, yerel ürünlerin korunması ve gastronomide inovasyon üzerine konuşmalar yaptı.
“ŞEHRİN YENİ MARKALAŞMASI GEREKİYORDU”
Etkinliğin en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Yalova’nın ilk patentli ve tescilli tatlısı olan “Yalova Sütlüsü” üzerine yapılan değerlendirmeler oldu. Yalova Sütlüsü’nün mucidi Ömer Koyuncu, ürünün ortaya çıkış hikâyesini anlatarak, Yalova’nın markalaşacak yeni bir ürüne ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Koyuncu, sürecin kentte yapılan toplantılarla başladığını belirterek şu ifadeleri kullandı “Şehrin yeni markalaşması gerekiyordu. Valilikte toplantılar yapılıyordu. ‘Şehrimiz için bir ürün üretelim’ düşüncesi vardı. Adı da Yalova Sütlüsü oldu. Kivimiz var, çileğimiz var, elmamız var. Bu ürün aslında Yalova’nın üç önemli ürününü de bir araya getiriyor.”
ŞEFLERLE TEST EDİLDİ, YILLARCA GELİŞTİRİLDİ
Yalova Sütlüsü’nün kısa sürede ortaya çıkan bir ürün olmadığını vurgulayan Koyuncu, markalaşma sürecinin uzun yıllar aldığını söyledi. “Ürünü geliştirirken Türkiye’nin önemli otellerinin ve restoranlarının şeflerine götürdük. Swissotel’in, Kervansaray’ın, büyük işletmelerin şeflerine tattırdık. Görüşlerini aldık. Sürekli geliştirdik.”
Koyuncu, tatlının üretim aşamasında sağlık kriterlerini de ön planda tuttuklarını belirterek, düşük şeker oranı ve doğal üretim tekniğine dikkat çekti. “İnsanlarda artık şeker problemi var. Biz de daha hafif bir ürün üretmek istedik. Baklavaya göre çok daha düşük şeker oranı kullanıyoruz. Glukoz şurubu yok. Normal şerbetli tatlılarda çok yüksek şeker kullanılırken biz oldukça düşük seviyede tutuyoruz.”
“BUHARLA PİŞİRİLİYOR, ATEŞLE TEMAS ETMİYOR”
Özel üretim sistemine de değinen Ömer Koyuncu, Yalova Sütlüsü’nün klasik yöntemlerden farklı şekilde hazırlandığını ifade etti. “Bu sistemde ürün buharla pişiriliyor. Ateşle direkt temas etmiyor. Bu da onu daha sağlıklı bir ürün haline getiriyor.”
“YALOVA’YLA ÖZDEŞLEŞEN ÜRÜNLER ÇOK ÖNEMLİ”
Programda konuşan Dr. Gülsüm Yurtseven ise Yalova’nın gastronomi alanında özgün ürün sayısının artırılması gerektiğini belirterek, Yalova Sütlüsü’nün bu açıdan önemli bir örnek olduğunu söyledi. “Google Akademik’e baktım, Yalova’ya özgü ürünleri araştırdım. Termal sarması, termal çorbası gibi ürünler çıkıyor ama modern mutfakla ilişkili, Yalova’yla özdeşleşmiş ürün sayısı çok fazla değil. Yalova Sütlüsü bu açıdan çok önemli.”
Yurtseven, son dönemde Yalova kıtırı ve Yalova ballısı gibi yeni ürünlerin de ortaya çıkmasının sevindirici olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: “Yalova Sütlüsü’nün en önemli tarafı, Yalova’nın coğrafi işaretli ya da yerel ürünlerini inovasyonla yeni bir ürüne dönüştürmesi. Bugün coğrafi işaret sisteminde de bir ürünün mutlaka bulunduğu şehirle bağ kurması gerekiyor. Yalova Sütlüsü bu anlamda Yalova’nın gastronomi markalaşması açısından çok önemli bir değer.”
GENÇLERDEN YOĞUN İLGİ
Söyleşi boyunca genç katılımcılar konuşmacılara gastronomi sektöründeki dönüşüm, yerel ürünlerin geleceği ve gastronomide girişimcilik üzerine sorular yöneltti. Program sonunda katılımcılar konuşmacılarla birebir sohbet ederek deneyimlerini dinleme fırsatı buldu.
Etkinlik, Yalova’nın gastronomi alanındaki potansiyelinin her geçen gün büyüdüğünü bir kez daha ortaya koyarken, yerel lezzetlerin markalaşmasının kent turizmi açısından taşıdığı önemi de gözler önüne serdi.