|
Tweet |
Tarihçi-Yazar Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, “Doğu Avrupa’daki Türk kavimlerinin Orta Asya Bağlantıları ” konulu konferans verdi.
Yalova Çiftlikköy Kırım Tatarlar Derneğinin organize ettiği, Halk Eğitim Merkezinde düzenlenen konferansa Tarihçi-Yazar Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın yanı sıra Yalova Valisi Muammer Erol, Belediye Başkanı Vefa Salman, Çiftlikköy Belediye Başkan Ali Murat Silpagar, Mhp il başkanı Necati Vural, STK temsilcileri ve çok sayıda eğitimci ve vatandaş katıldı.
Göç konularını derin bir şekilde inceleyerek gezilerinde fark ettiği iklim değişikliklerini ele alan Taşağıl, araştırmalarını yaparken arkeolojinin tarih kaynaklarının çok yardımcı olduğunu, göç yollarındaki kalıntıların gerçekleri gün ışığına çıkarttığını söyledi.
"Türkler yok olmamak için göç etmek zorunda kaldı" diyen ve bu durumun nedenlerini açıklayan Taşağıl,"Osmanlıyı anlamak için Göktürkleri bilmek gerekir, geniş bir Türk tarihimiz var. Doğru bilgiler ile tarihimizi tanımalıyız" dedi.
Türk tarihi hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Türk tarihini analitik olarak anlamak için Türk göçlerinin iyi anlanması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Taşağıl, “Türk tarihi dediğimiz zaman kesin, belirli bir yer akla gelmiyor. Bin 500 yıl öncesinden söz eden bir belgede Tuna nehrinden Karadeniz’e kadar olan kısımda bütün Türk Boylarının nerede yaşadığını bize göstermektedir. Bu açıdan farklı bakmamız gerekiyor. Tek bir mekândan söz edemeyiz. Buna bakarak da Türk adının kaybolmadan günümüze nasıl ulaştığına iyi incelememiz gerekir. Bakınız kaç tane Hanedan değişti. Devletler yıkıldı. Onca şeye rağmen Türkler toplum olarak günümüze kadar yaşadı. İnşallah binlerce yıl, dünya var oldukça da yaşarlar” dedi.
Orta Çağın sonuna kadar yayılmalar, yani toplu halde göç hareketleri Türk toplulukları için en önemli karakteristik özellik idi. Ana yurttan yani Andronovo bölgesinden ilk göç hareketi M.Ö. 1700'lü yıllarda Altay ve Tanrı Dağlarına olmuştu.
M.Ö. 1300’de Kazakistan ve Maveraünnehir'e doğru bir hareketlenme söz konusudur. M. Ö. 1100'lerde Çin'in kuzeyindeki Kansu-Ordos bozkırlarına bir göç hareketi gerçekleşti. Don nehrine doğru yayılma hareketi yine M.Ö. 1500’lerde meydana gelmişti.
Aynı tarihlerde Baykal Gölü civarına bir başka göç daha olmuştu. M.Ö. 1000'li yıllarda Kuzey Hindistan'a bir Türk gurubu gitmiştir. Altaylar ve Sayan bölgesini terk eden bir başka kitle Ural Dağları ve Sibirya havalisine çekilmiştir.
M.Ö. 52'den sonra Chih-ch'i Hunları Ötüken bölgesinden Batı Türkistan havalisine; Güney Kazakistan’a ve Fergana’ya geldiler. Birinci asır sonlarında Hunlar, Orhun bölgesinden Güney Kazakistan bozkırlarına göç ettiler. Bu göçler 2. asır ortalarına kadar devam etti.
Bunlar daha sonra 375'i takip eden yıllarda Orta Avrupa'ya; War (Uar)-Hunlar, Afganistan ve Kuzey Hindistan'a, Ogurlar, Güney-Batı Sibirya'dan 461-465 yılları arasında Güney Rusya'ya, Sabarlar, 5. Asrın ilk yarısında Aral'ın kuzeyinden Kafkaslara, Avarlar, Batı Türkistan'dan 6. Asrın ortalarında Orta Avrupa'ya, Peçenek, Kuman-Kıpçak ve Uzlar, 9. Ve 11 asırlarda Hazar denizinin kuzeyinden Doğu Avrupa ve Balkanlara, Bulgarlar, 668’den sonra Karadeniz kuzeyinden Balkanlara ve Volga nehri kıyılarına, Macarlarla birlikte bazı Türk boyları, 830’dan sonra Kafkasların kuzeyinden Orta Avrupa'ya göç ettiler. 359 ve 373 yıllarından Hunlardan bir kitle Kafkaslar üzerinden Anadolu, Suriye ve Azerbaycan'a geldiler.
Oğuzlar, 11. Asırda Maveraünnehir üzerinden İran'a ve Anadolu'ya, yayılırken Uygurlar, Orhun Nehri bölgesinden 840 ve tâkip eden yıllarda İç Asya'ya göç ettiler.
Program soru cevap ile devam etti.

