|
Tweet |
Kredi Yurtlar Kurumunun davet ettiği Araştırmacı yazar Yavuz Bahadıroğlu, RDKM 'de Yalova 'da gençlerle buluştu.
İnsanın yeryüzü serüveninin gerçek hikâyesinin anlatıldığı "İnsan ve İnşa" programı Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu'nun anlatımı bugün Yalova'da gençlerinden yoğun katılımı ile başladı.
Programa Gençlik ve Spor il müdürü Mehmet Kalyon, Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, İl Müftüsü, Defterdar Mustafa Karadeniz, Kurum müdürleri, ve Yurtlarda kalan öğrenciler katıldı.
SÖZÜN ÜSTADI YALOVA' DA
Program Gençlik ve Spor il müdürü Mehmet Kalyon 'un açılış konuşması ile başladı. Kalyon konuşmasında Bakanlık ve il Müdürlüğünün Yalova' daki biten ve inşası devam eden projeler hakkında bilgi verdi.
Kalyon, söz ve kalem üstadı araştırmacı ve yazar Yavuz Bahadıroğlu 'u misafir etmekten memnun olduğunu belirterek sözü konuşmacı Yavuz Bahadıroğlu' a verdi.
BİZE SOHBET GEREKLİ
Yavuz Bahadıroğlu alkışlar eşliğinde sahneye çıktı ve gençlere selam vererek sözlerine başladı.
Bahadıroğlu "İnsan ve İnşa" içerikli konuşmasında "Sohbet” ve “muhabbet”, neredeyse unutulmaya yüz tutmuş sözcükler. Bunlar gitti, yerine “söyleşi” falan geldi.
Hâlbuki başka hiçbir kelime “sohbet” ve “muhabbet ”in yerini tutamaz.
HERŞEYİ ARAŞTIRIN
Gençler tarihi merak edin, okuduğunuzu, ders kitaplarını, konuşmacıların anlattıklarını doğru mu diye merak ediniz. Anlatılanlar duyduklarımız doğru mu diye merak edeceğiz.
Gençler bizler konuşmayı unuttuk, yalnızlaştık. Ailemiz ile arkadaşlarımız ile konuşmuyor dertlenmiyoruz paylaşmıyoruz. Ailemiz ile konuşmuyoruz, ailemiz hasta ölüm döşeğinde olsa "ağırlaşınca bana haber ver" diyoruz.
HER FİNCANIN MESAJI VAR
Osmanlı döneminde kahve içmenin bir adabı var, kahve fincanının bir mesajı var.
Gül desenli fincan: kız isteme merasimi sırasında, delikanlıya sunulan kahve için seçilmişse, anlamı farklılaşırdı...
Tek gül: “Evlenmeye niyetim yok”,
Başları bir birine değen iki gül (ya da lâle): “Sizinle evlenmeye hazırım.”
Karışık desenli fincan: Kız istemeye gelen ailenin oğluna karşı kızın net bir kararı yoksa, karışık desenli fincan içinde kahvesini verir, böylece de “Karışığım, sana karşı kararsızım” demek isterdi...
Yüz yüze bakan kadın ve erkek figürlü fincan: “Gönlüm sende”...
Ayrı yönlere bakan kadın ve erkek figürü: Seninle bir gelecek düşünmüyorum...
Evcil hayvan figürü: Sana itaat etmeye (eşin olmaya) hazırım...
Vahşi hayvan desenli: Sevdiğim biri var, görücü geldiğini duyarsa seni parçalar!
KANDİL İSMİ YAPIŞTI KALDI
Kavramlarla birlikte fikirler gitti, tefekkür gitti, feraset gitti, nezaket gitti, nezahet gitti, nefaset gitti, kuruduk! Şimdi göz göre göre “Mübarek Regaib Gecesi” gidiyor, yerine “kandil gecesi” geliyor!
Bu “galat-ı meşhur ”un (yaygın yanlışın) revaç bulmasının (yayılmasının) sebebi, elektrikten önce cami minarelerinin kandillerle aydınlatılmasıdır. Eskiden mübarek gecelerde minareler kandillerle ışıklandırılırdı...
Bu yüzden mübarek gecelere “kandil gecesi” denmeye başlandı. Ama yaygın değildi. Şuurlu Müslümanlar “Mübarek Gece” demekte ısrarlı olmuşlardı.
Cumhuriyet döneminde bu yanlış, pek çok “bilinçli yanlış ”la birlikte ısrarla vurgulandı. Sonunda yapıştı kaldı.
Bahadıroğlu konuşmasına gençler ile soru cevap olarak devam etti.