MECLİSTE VURULAN DELİ HALİD PAŞA KONUŞULACAK
Kurtuluş savaşında Bursa ve Kocaeli bölgesinin düşman işgalinden kurtulmasında önemli rolü olan Deli Halid Paşa Yalova'da konuşulacak.
Tarih: 06-09-2017 15:45
Yalova Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şemsettin Gürtekin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi “Kars Kafkas Üniversitesi öğretim görevlilerinden Doç.Dr Nurhan Aydın ve Doç.Dr. Oktay Kızılkaya’nın katılacağı ‘’Deli Halit Paşa’’ adlı konferansımız 9 Eylül 2017 cumartesi günü saat 16.00 da Yalova Belediye meclis salonun da olacaktır. Tarihin derin ve tozlu sayfalarında kalmış bu mümtaz şahsiyeti herkesin tanıması gerekmektedir.
DELİ HALİT PAŞA KİMDİR?
Düşmanın Gemlik, Mudanya, Bandırma sahil şeridinden kaçmasını engellemek amacıyla çevirme görevini üstlendi. Albay Halit kumandasındaki birlikler, Gemlik’ten başlayarak Bandırma’ya kadar olan sahil şeridinde düşmana tek kaçış noktası bırakmadı. Düşmana bir tek Kemalpaşa-İzmir bandının açık kaldığını Fahrettin Paşa’dan öğrenen Mustafa Kemal Paşa, gururla gülerek, “Bu mutlaka bizim Deli Halit’in işidir” dedi. Böylece, düşmanın bu bölgeden silinip yok edilmesi sağlandı.
Vatanı için savaşan yiğit askerlere karşı baba gibi şefkatli, vatan hainlerine karşı ise son derece acımasız bir insandı Halit Paşa...
Düşmanlarını sağ tarafında taşıdığı "Namuslu" diye adlandırdığı tabancasıyla, cepheden kaçan askerleri ise sol tarafında taşıdığı "Namussuz" diye adlandırdığı tabancasıyla vurabilecek kadar kararlı bir askerdi Halit Paşa...
Cephede düşmanla savaşırken askerlerine "Oğlum vatan bizimdir, kaçan haindir..." diye haykıran cesur bir yürekti Halit Paşa...
HALİD PAŞA’NIN KOCAELİ GRUP KOMUTANLIĞI
21 Ocak 1921’de Kocaeli Komutanlığı kuruluyordu. Kocaeli Komutanlığı; Düzce ve Geyve kesimlerindeki kuvvetlere komuta edecek, merkezi Geyve olan, tümen komutanlığı yetkisinde bir komutanlık kurularak, komutanlığına 9 ncu Kafkas Tümeni Komutanı Albay Halit (General Karşıalan) atanmıştı. Kocaeli Komutanlığı’nın bölgesi bağımsız Bolu ve İzmit livaları olup, Gökbayrak Taburu ile bu bölgede bulunan bütün kıtalar ve Ankara’daki Erzurum Müfrezesi bu komutanlık emrine verilmişti.
Kocaeli Grubu Komutanlığı doğrudan doğruya Genelkurmay Başkanlığı’na bağlanmıştı. Yunanlılar, İsmet Bey’in komutasındaki birliklerin gösterdiği dayanma karşısında şaşırıp bocaladılar. Daha önceki çarpışmalarda olduğu gibi, bu sefer de, kötü donanımlı, disiplinsiz askerler karşısında, rahat rahat ilerleyeceklerini sanmışlardı. Bunun yerine, önlerine, ilk kez olarak, kararlı ve disiplinli bir kuvvet çıkmıştı.
Türkler sayı ve silah bakımından kendilerinden çok zayıftı; ama buna karşılık, şimdi çoğu tecrübesiz ve yabancı olan kralcı subaylar komutasındaki Yunan birliklerine kıyasla daha üstün bir komuta altında ve daha azimle dövüşüyorlardı. Türklerin diz boyu kar ve çamur içinde savundukları yerler, kendi vatanlarının topraklarıydı. Milliyetçiler, Birinci İnönü Savaşı’ndan hem yurt içinde morali yükseltmek, hem de Rusları etkilemek için yararlanacaklardı. Düşmana karşı kazanılan bu ilk büyük zafer, Ankara’da sınırsız bir sevinçle kutlandı. Meclis, orduya şükranlarını bildirdi. Mustafa Kemal, tehlike karşısındaki tutumlarından dolayı mebusları övdü. Onların gösterdiği soğukkanlılık askerlere de güven vermişti.
30 Mart 1921 günü Sakarya kesiminde, Genelkurmay Başkanlığı’nın emriyle, teşekkül etmekte olan Kocaeli Kolordu Komutanlığı’na Albay Halit yerine Albay Kazım atanıyordu.
31 Mart 1921 günü, Köprühisar doğrultusunda taarruz görevi alan 41 nci Alay, Köprühisar’a 1 km. yaklaştığı sırada Yunan topçu ateşi ile karşılaşmıştı. Bu kesimde öğleyin piyade muharebesi başlamış ve Yunan kuvvetine bir bölük süvari de katılmıştı.
Sonradan Yunanlıların iki bölük kadar kuvvetinin Çelebi köyünden ve bir kısım piyadesinin de Hayriye sırtlarından gelerek 41 nci Alay kanatlarını tehdit etmeye başlaması üzerine alay, Eğerci’ye çekilmek zorunda kalmıştı. Yapılan bu muharebede Yunan kayıplarının 20’den fazla ölü ve yaralı olduğu sanılıyordu. Alaydan üç yaralı vardı. Türk birliklerinin cefakar topçuları, Yunan mevzilerini, birkaç saattir dövüyordu: ufuklardan, büyüyerek yankılanan, top sesleri; yoğun duman, kalın barut kokusu, öldürücü ateş! Savaş alanında vahşet hüküm sürüyordu. Sağ ve sol cenahtan, kılıç çekmiş süvari müfrezeleri, düşman siperlerine dolu dizgin saldırıyorlar; gafil avlanmış Yunan piyadesi, ümitsiz direniyor.
Birden en önde alay sancağı; süngü takmış piyade, ‘Allah Allah’ nidalarıyla, adeta uğuldayarak, taarruza geçecektir; sağda solda, infilak eden top mermileri; eli yüzü kan içinde, yaralılar; ebediyete savrulmuş, şehitler. Süvarisiz kalmış, başıboş atlar, yalnız ve şaşkın, ortalıkta dolaşıyor. İkinci İnönü Muharebesi’nin devam ettiği günlerde bütün Anadolu; muharebenin sonucunu büyük bir heyecanla bekliyor, başta Ankara olmak üzere bütün memleket İnönü’de yapılan muharebeyi dakikası dakikasına izliyordu. Yunanlıların son taarruzlarını endişeden çok ümit ve metanetle takip eden Türk Dünyası; yakın ve kesin bir müjdenin eşiğinde olduğunu hissediyordu.
Avdan Dağları’nın güney yamaçlarına tırmanmaya başlayan bu çok sayıdaki düşman kuvvetleriyle çok kanlı savaşlar yapılmaya başladı. Yunan kuvvetlerinin İznik üzerine yürüdüğü haberleri alınınca İznik Kaymakamı, Tacir ve Karadin köylerinde birer karakol bırakarak Mekece’ye çekilmek istedi. Telgrafhanenin de Mekece’ye alınmasını teklif etti. Kolordu Komutanı Halit Paşa ise ancak Terziler Köyü’ne kadar çekilebilineceğini daha gerilere çekilmenin ise halkın maneviyatı bakımından uygun bulmadığını belirtiyordu. 25 Ağustos günü, gündüz ve gece devam etmek üzere 80 kilometreyi bulan cephe boyunca Yunanlıların genel taarruzu ve Türklerin karşı taarruzları ile geçmiştir.
Garp Cephesi Kumandanı Kocaeli Grubu Kumandanına da altı taburluk bir müfreze ile İznik Gölü - Gemlik Körfezi arasından taarruz etmek vazifesini vermişti.
İki tarafı dayalı tahkim edilmiş ve iki misli üstün kuvvetle tutulmuş olan bir mevziiye yapılacak taarruz muvaffakiyet vaat etmiyordu. Bütün ümit İznik Gölü ile Gemlik arasındaki düşman mevziine Kocaeli Grubu’nun yapmakta olduğu taarruzda idi. Düşman bu mevzii bir alayla ve denizden çıkardığı kuvvetle takviye etti. Donanmada topçusu ile Yunan müdafaasını destekliyordu. Bu durumda altı taburdan ibaret olan Kocaeli müfrezesinden de mühim bir başarı beklenemezdi.
Takdirle ifade etmek lazımdır ki başında Grup Kumandanı Halit Bey’in de bulunduğu müfreze düşmana şiddetle saldırmakta idi. Halit Bey yüksek sevk ve idare adamı değilse de tümene kadar olan birlikleri şahsi nüfuzu ve cesareti ile zafere götürmekte mahir idi. 6 – 7 – 8 – 9 Eylül’de Muharebeler Kazancı Bayırı mevzilerinde geçiyordu; Kazancı Bayırı mevzii, İznik Gölü güneyindeki dağlarla Uludağ arasında Yenişehir ve İnegöl’den Bursa’ya giden yolları kapamaktadır. Yanları dayalı ve geniş bir ateş sahasına sahip olan bu mevzi az kuvvetle müdafaaya elverişli idi. Yunanlılar Bursa’yı aldıktan sonra Sakarya Muharebesi’ne kadar Kazancı Bayırı mevziini kuvvetli bir surette tahkim etmişlerdi.
6 Eylül’de Yenişehir’den ilerleyen Kocaeli Grubu’nun 18. Tümen müfrezesi Kazancı Bayırı’nın kuzeyinde Burçin Boğazı’na taarruz ederek burayı zaptetti. Gemlik grubu da 850 rakımlı Fındıklı tepeyi ele geçirdi. 1. Tümen’in Kazancı mevzilerine yapmış olduğu ilk saldırıda 46 şehit ve 12’si subay olmak üzere 216 yaralı verildi.
6 Eylül’de, cephenin kuzeyinde, İznik Gölü’nün batısındaki Orhangazi - Gemlik kesiminde, Kocaeli Grubu’nca oluşturulan Mürettep Müfreze, ertesi günü başlayacağı saldırı eyleminin hazırlıkları ve lojistik etkinliklerle uğraştı. Cephenin bu kesiminde önemli bir çatışma olmadı.
Bu haber 168 defa okunmuştur.
Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YALOVA Haberleri