|
Tweet |
Yalova Eğitim-Bir-Sen Şubesinin yönetim ve ilçe temsilcilerinden oluşan 12 temsilciyle katıldığı Eğitim-Bir-Sen 19. Türkiye Buluşması, şube yönetimleri, ilçe temsilcileri, Genel Merkez Kadınlar Komisyonu, Emekli Memur-Sen Başkanı Ali Küçükkösen ve Kıbrıs Türk Eğitimciler Sendikası (KIBTES) Genel Başkanı Himmet Turgut’un katılımıyla Antalya’da gerçekleştirildi.
Toplantının açılışında konuşan Ali Yalçın, sözlerine, iki yıl önce 11 ilimizi etkileyen, 85 milyonun hep birlikte sarsıldığı depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyerek başladı. Her zaman olduğu gibi, bütün imkânlarıyla ve örgütlü güçleriyle seferber olduklarını kaydeden Yalçın, “Acıları paylaştık, yaraları sardık. Sizlerin şahsında tüm teşkilatımıza şükranlarımı sunuyorum. Rabbim beterinden, tekrarından esirgesin, diyorum” şeklinde konuştu.
Hakiki bir değişime öncülük ettik
Doğru yerde durduklarını, doğru işler yaptıklarını, Eğitim-Bir-Sen adını tarihe altın harflerle yazdırdıklarını ifade eden Yalçın, “Bugüne kadar yaptıklarımıza, yapılmasını sağladıklarımıza bakın, hepsi zor işler, hepsi ‘devrim’ niteliğinde işler. Bu teşkilat bir zihniyet devrimine, hakiki bir değişime öncülük etti. Doğru yerde durduk, doğru işler yaptık, Eğitim-Bir-Sen adını tarihe altın harflerle yazdırdık. Ancak her şey bitmiş, toplum yeniden ayağa kalkmış değil. Arızalı alanlarda gerekli tadilatlar yapıldı ama toplumu ve nesilleri ihya edecek bir paradigma hayata geçirilemedi. Eğitim sistemimiz hâlâ eski kurgusuyla işliyor. Müfredat düzenlemeleri sınırlı bir girişimi aşamıyor. Bizim asıl meselemiz, toplumsal çürümeye karşı durmak ve toplumu yeniden inşa edecek programı ortaya koymaktır. O yüzden yapacak işimiz de yürüyecek yolumuz da çok. Sadece insanlığın yanında duruşumuzla değil, toplu sözleşme hakkı için mücadele ederken de 1007 kazanımı tarihe kaydederken de sözleşmelilerin kadroya geçirilmesini isterken de 3600 ek gösterge için ter dökerken de Öğretmenlik Mesleği Kanunu için gayret ederken de işte tarihin o doğru noktasındaydık. Başöğretmenlikten uzman öğretmenliğe, nöbet ücretinden ek ders ücretlerine, müfredatta zihniyet değişiminden kadınların doğum izin sürelerinin artırılmasına, Cuma izninden hac iznine her kazanımda imzamız var, alın terimiz var. Hiçbiri lütuf olarak verilmedi, altın tepside sunulmadı. Mücadelemizle, emeğimizle, gayretimizle kazandık. Birlikte başardık” dedi.
Kanun değişmeli, adil bir toplu sözleşme masası kurulmalıdır
Önlerinde yeni sorumluluklar, çözümü bekleyen sorunlar bulunduğunu vurgulayan Yalçın, şunları söyledi: “Enflasyonun ücretliyi ezdiği bir vasatta toplu sözleşme görüşmeleri yapılacak. Buradan açıkça ifade ediyorum: Bu toplu sözleşme sistemiyle yeni bir toplu sözleşme yapmanın anlamı kalmamıştır. Kanun değişmeli, adil bir toplu sözleşme masası kurulmalıdır. Masada elimizi kolumuzu bağlayan 4688 sayılı Kanun’u değiştirmek için yoğun gayret içindeyiz. Bakanlığa kanunla ilgili çok detaylı bir çalışma sunduk. Süreç işliyor, görüşmelerimiz devam ediyor. Örgütlenme özgürlüğünü genişleten, dayanışma aidatı ve grev hakkı içeren, adil bir hakem kurulu tesis eden, alternatif uzlaştırma yolları getiren, tutanak sistemini güçlendiren, toplu pazarlık için yeterli süreyi öngören, kapsamı genişletilmiş bir toplu sözleşme sistemini hep birlikte tesis edeceğiz.”
Çarpık kamu personel rejimi ve adaletsiz vergi sistemi değişmeli
Ali Yalçın, sistemik olmayan düzenlemelerle iyice çarpıklaşmış kamu personel sistemini de, az kazanandan çok, çok kazanandan az alan adaletsiz vergi sistemini de örgütlü güçleriyle değiştireceklerinin altını çizerek, “Birinci dereceye yükselen her memura 3600 ek gösterge hakkını birlikte elde edeceğiz. Sözleşmeli istihdamdan kadrolu istihdama yeniden geçişi birlikte gerçekleştireceğiz. Aileye saldırıları birlikte püskürteceğiz” diye konuştu.
Sorunları birlikte çözeceğiz
Sendikacılığın çözüm üretme mercisi olduğunu belirten Yalçın, “Sorunları da birlikte çözeceğiz. YÖK Kanunu’nun revize edilmesini, akademisyenlerin ücretlerinin iyileştirilmesini, üniversitelerde idari personelin yer değişikliği talebinin sağlanmasını ve alım gücünün yükseltilmesini birlikte başaracağız. Gelişmekte olan üniversiteler başta olmak üzere idari personelin akademisyenlere tanınan haklardan faydalandırılmasını da yargıya taşıdığımız doçentlik başvuru şartlarının değişmesini de eğitim çalışanlarının, kamu görevlilerinin unvan, yetki ve sorumluluk bazlı ücretlerinin yeniden değerlendirilmesini de birlikte sağlayacağız. Öğretmenlerin adil ve sürdürülebilir bir yer değişikliği mekanizmasına kavuşması, şube müdürlerinin, şeflerin ve müfettişlerin sesine kulak verilmesi, öğretmenken şube müdürlüğü kadrolarına atananlara uzman ve başöğretmenlik için başvuruda bulunma hakkı verilmesi, müfettişlerin mali haklarında artış sağlanması, ek ders esaslarının yeniden düzenlenmesi, ek ders birim ücretinin artması, okulların bütçe sorununun çözüme kavuşturulması, öğretmen açığının kapatılması, yardımcı hizmetler sınıfı personelinin genel idare hizmetlerine geçirilmesi, özlük haklarının iyileştirilerek ek göstergelerinin yükseltilmesi, yönetici görevlendirme yönetmeliğinin değişmesi, proje okulları, öğretmen ve yöneticilerinin geleceği konusundaki belirsizliğin giderilmesi gibi, bütün sorunları örgütlü gücümüzle birlikte çözeceğiz” ifadelerini kullandı.
13 Şubat’ta üniversite idari personelinin yer değişikliği talebiyle ilgili üniversite önlerinde eylem yapacağız
Toplu sözleşme kararının uygulanmasını, YÖK’ün yaptığı çalışmanın sonuç vermesini istediklerini dile getiren Yalçın, şunları kaydetti: “Bürokrasi koridorlarını aşındırmaktan, sonuç alamamaktan yorulduk. Şimdi sesimizi yükseltme, kararlılığımızı gösterme zamanı. Eğitim çalışanlarını soruna sahip çıkmaya, çözüme ortak olmaya, eyleme güçlü destek vermeye davet ediyorum. Bizim dayanak noktamız, emeğimiz, azmimiz, en önemlisi örgütlü gücümüzdür. O yüzden çözümün adresi biziz.”
Alın terimizi bütçe denkleştirmelerine kurban etmeyin
“Bugün ülkemizin en büyük sorunu, ekonomide yaşanan sıkıntılardır” diyen, çalışanın da emeklinin de enflasyonun ve hakem kurulu kararının altında ezildiğini söyleyen Yalçın, ekonomi yönetimine çağrıda bulunarak, “Enflasyonu düşürün, fiyat istikrarını sağlayın ama bunu emekçiyi ezerek yapmayın. Taleplerimize kör, sağır, dilsiz olmayın. Alın terimizi bütçe denkleştirmelerine kurban etmeyin. Müsebbibi olmadığımız enflasyonun faturasını bize kesmeyin. Ücretliyi doğrudan ve dolaylı vergi yükünden kurtarın, alım gücünü yükseltin. Ortadaki vahameti görün, refah payını çalışana da emekliye de verin. Görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki bağı yeniden tesis edin. Seyyanen zam, uzmanlık, başöğretmenlik ücretleri dâhil tüm gelirlerimizi emekli keseneğine tabi tutun, emekli olduğumuzda tutunacak dal aramayalım” dedi.