|
Tweet |
Genç İHH’nın düzenlemiş olduğu program da konuşan ve Namazın öneminden bahseden Yıldız, şunları söyledi: “Selahaddin Eyyubi’nin sabah namazlarında camileri dopdolu hale getirmeden Kudüs’e yürünmesinin, yeniden kurtarılmasının mümkün olmadığını söylüyor.
Meşhur bir olay vardır. Selahaddin Eyyubi, Şam Emevî Camii’nde Cuma namazı kıldırıyor. Gençlerden biri, ‘Ya Sultanımız neyi bekliyoruz? Emredin yürüyelim’ diyor. Selahaddin Eyyubi cevap vermiyor. Aynı gecenin sabahında sabah namazını aynı camide kılıyor. Namazdan sonra Selahaddin Eyyubi ayağa kalkar ve ‘dün bana bir genç soru sormuştu. Nerede o delikanlı?’ der. Bakıyorlar ki o delikanlı camide değil.
Bunu gören Selahaddin Eyyubi, ‘Gençlerimiz, halkımız Cuma namazlarındaki gibi camilerimizi sabah namazında da doldururlarsa işte o zaman Kudüs’e yürüyeceğiz’ diyor ve gerçekten öyle oluyor. Namaz kılan bir mümin, bir bakıma günde beş kez muharebe meydanına çıkmakta ve Allah'u ekber sloganını dilinden düşürmeyerek nefsiyle ve Şeytan'la kıyasıya savaşandır.
Namazın mihrapta kılındığını hatırlamamız gerekiyor. İmamın namaz kıldırdığı yerin adı mihraptır. Mihrap, harp kökünden türemedir. Râğıb el-Isfahânî’nin müfredatı bunu çok enfes temellendirir. Mescidin mihrabı, savaş meydanı anlamına gelir. İnsanın nefsiyle, şeytanla savaştığı ve mağlup ettiği yerdir.
Dolayısıyla nefsinizi yenmeden, şeytanı mağlup etmeden, Allah’ın huzurunda boyun büküp secdeye kapanmadan, yeryüzünün şeytanlarına ve zorbalarına karşı mücadele edemezsiniz. Nefsinizi, şeytanı yenmeden mücessem şeytanları yenemezsiniz. Sabah namazı ezanında Essalatu hayrun minennevm, namaz uykudan hayırlıdır ilavesi vardır. Uykunuzu yenmeden düşmanı yenemezsiniz.
Biraz önce Selahaddin Eyyubi’ye gönderme yapmıştık. Selahaddin Eyyubi bu bilinçte olmalı ki, Kudüs’ün fethinden önce 7-8 yıl ülke çapında sabah namazı kampanyası yapar. Sonunda bütün camilerin sabah namazında ağzına kadar dolu olduğunu, Cuma namazı gibi dolu olduğunu görünce Kudüs’ün fethine karar verir.
Zorlukları, nefsinizi, şeytanı, vesveselileri mağlup etmeden düşmanı mağlup etmek mümkün değildir. Namaz kılan bir insan, namaz kılan bir toplum fahşadan yani kötülükten uzaktır. Modern insanın en büyük hastalığı namazı bir külfet, işimizin arasında bir engel görme eğilimidir. O yüzden haz ve hız medeniyeti tabir ediliyor. Böyle bir dönemde ezan öyle bir çağrı yapıyor ki, ‘ey insanoğlu bırak dünya koşusunu, bırak bu geçici hazları. Sen geçici hazların esiri olacak bir varlık değilsin.
Sen ebedi hayata doğru yürümen lazım. Bu geçici, fani şeyleri bırak ve ebedi, baki olan Allah’a yönel.’ Namaz, özgürlüğe kanatlanmaktır. Namaz, bir miraçtır.”
Program hediye takdimi ile sona erdi. Program öncesinde ve sonrasında Yazar Yıldız, kitaplarını imzaladı.